Myanmar Katliamı Sonrası Göçmen Sağlığı Politikası

Myanmar, bir diğer adıyla Burma, Güney Asya’da Bangladeş ve Tayland arasında kalan ülkenin ismidir. Etnik çeşitliliği oldukça fazla olan Myanmar, bünyesinde yaklaşık 135 farklı etnik grup barındırır. Bu etnik gruplardan birkaçını sayacak olursak: Bamar(%68), Shan(%10) ve Karen(%7).

Şekil 1: Burma’daki başlıca etnik gruplar (El Cezire\2017)

Myanmar’ın resmi ulusal bir dine sahip değildir ancak nüfusun %88’i yani çoğunluğu Theravada Budizmine inanır. Ayrıca Bamar (Burmanlar) ve Shan etnik grupları Budizme inanırken, Karen, Kachin ve Chin etnik grupları Protestan Hristiyanlardır. Diğer grupların çoğunluğu yerel dinlere inanırlar. Müslüman ve Hindular Myanmar’da azınlık konumundadırlar. Müslümanlar nüfusun sadece %4.3’ünü oluşturur.

Şekil 2: Myanmar’daki İnançlar (CartoMission tarafından tasarlanmıştır)

Müslümanların çoğunluğu Rakhine(Arakanese) adlı bölgede yaşarlar. Rohingya Müslümanları Myanmar hükümeti tarafından düzenlenen ve ırklarını temel alan bazı kısıtlayıcı şartlar ve uygulamalardan dolayı ‘yurtsuz’ konumuna düşmüşlerdi. 1982 Vatandaşlık Kanunu ilan edildikten sonra, Rohingyalar resmi olarak tanınmış azınlık halindeki etnik gruplar listesinden çıkarıldılar.

Vatandaşlık hakları, hareket özgürlükleri, sağlık ve eğitim hizmetine ulaşım ve oy verme hakları ellerinden alındı. Tatmadaw da denilen Myanmar ordusu ‘Alan temizleme operasyonu’ adında bir operasyona başladı. 700.000’den fazla göçmen çoğunluğu Tayland’a ve Bangladeş’e olmak üzere Pakistan, Malezya, Hindistan ve Endonezya gibi çeşitli komşu ülkelere göç ettirildi.

Myanmar’dan Tayland’a yapılan göçler 1984’te başladı. Göçenlerin çoğu Burma ordusunun silahlı saldırılarından ve yaptığı vahşetten kaçmak isteyen Karen ve Karennis etnik gruplarından oluşuyordu. Burma hükümetinin etnik gruplarda soykırım yapma politikası, geniş çapta milletlerin yok edilmesine ve geleneksel kültürlerin azalmasına neden oldu. Özellikle Karen ve Karenni gruplarının yaşadığı illerde binlerce ev, tapınak, cami ve okul tahrip edildi ve birçok köy yıkıldı. Birçok yerde köylüler köylerine alınmadı, yemekleri çalındı ve kendilerine işkence edildi. Birçok köylü evleri yakıldığı için köylerini terk ettiler ve bazıları kendilerini korumak için tekrar tekrar ormana kaçtı.

Fotoğraf 1: Myanmar’da Karenlerin yanan evleri

Göçmenler Tayland Krallığı tarafından Tayland-Myanmar sınırına yerleştirildiler. Köy tipi yerleşim yerlerinde yaşamalarına izin verildi ve 1995’e kadar kendilerine giysi ve gıda yardımı yapıldı. 1995’ten sonra kamp hayatı önemli ölçüde değişti ve göçmenlerin dışarıdan gelen yardıma bağımlılığı yeni kısıtlamalarla birlikte arttırıldı. Dünya genelinde çoğu göçmenin seyahat etme ve çalışma özgürlüğü vardır ancak Tayland’daki Burman göçmenlerin durumu farklıydı. Göçmenlerin çalışması ve kendi ihtiyaçlarını karşılaması engellendi ve bu da göçmenler için daha büyük problemler ortaya çıkardı.

Fotoğraf 2: Mae Sot göçmen kamplarında bambudan yapılmış evler (27.04.2015, Derek Gee)

Tayland’daki göçmenler kendileri için bambudan oluşan ve çatısı saman ile örtülmüş evler inşa ettiler. Alanın dar oluşu yüzünden bir evde birkaç aile konaklamak zorunda kaldı. Bu da mahremiyet ve kişisel alan sorunlarını doğurdu. Kampların bazıları toprak yolların sonundaki dağlarda bulunuyordu. Çoğunluğu en yakın hastaneden 2 kilometre uzakta ve GPS’in ulaşmadığı yerlerdelerdi. Buna ek olarak, bulundukları alan yağmurlu dönemlerde selden etkilenen alanlardı. Bambudan yapılmış evlerde de kalabalık nüfusa bağlı yangınlar ve can kayıpları ortaya çıkabiliyordu. Göçmenler ayrıca sıtma, difteri ve HIV gibi bulaşıcı hastalıklarla savaşıyorlardı. Ne yazık ki Sivil Toplum Kuruluşları bölgede bu tip hastalıkları engellemeye çalışan tek organizasyonlardı ve yapılanlar yeterli değildi.

Tayland 1951 Cenevre Sözleşmesini imzalamayan sınırlı ülkelerden biridir. Komşu ülkeleri de aynı şekilde bu sözleşmeyi imzalamayan ülkelerden oluşur. Mültecilere yönelik herhangi bir kanunları ya da kurulmuş herhangi bir komiteleri yok. Mültecilere Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından belirlenen statülerini tanımıyor.  Myanmar’dan gelen göçmenlere Tayland-Myanmar sınırındaki 9 kentsel kampta kalma izni veriliyor ve ev ihtiyaçları karşılanıyor. Ancak Tayland hükümeti onlara ne eğitim ne sağlık hizmeti veriyor ne de gıda ve kıyafet yardımı yapıyor. Bu hizmet ve yardımlar UNHCR, IOM, CDC gibi uluslararası organizasyonlar tarafından üstlenilmiş durumda. Bu organizasyon arasında 13 yerel sivil toplum kuruluşunu da içinde barındıran, sınır boyunca dizilmiş mülteci kamplarına ilaç yardımı yapan CCSDPT de var. Çalışmak isteyen göçmenler kampları yasadışı yollarla terk etmek durumundalar. Bu durumda yakalandıkları zaman ya Myanmar’a geri gönderiliyorlar ya da hapse atılıyorlar.

Şekil 3: Tayland’daki mülteci kampları ve kamplarda yaşayan mülteci sayısı ( Asean Post)

Daha önce bahsettiğimiz gibi Tayland-Myanmar sınırında 30 yıldır mültecilerin sığınağı olan 9 kentsel kamp bulunuyor. Bu kampların isimleri; Mae La, Umpiem, Mae Ra Ma, Nu Po, Mae Lo Oon, Ban Mai Soi, Tham Hin, Ban Don Yang ve Mae Surin. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği raporlarına göre 2011’de bu kamplarda yaşayan insan sayısı 169.047’ydi. Bu rakam 2018 Kasım’ında 97.439’e ve son raporlara göre daha sonra 95.593’e düştü. Bu rakamın neredeyse yarısını çocuklar oluşturuyordu. Ayrıca yeni doğan çocuklara herhangi bir doğum sertifikası verilmeyerek yurtsuz insanların sayısı her doğan çocukla beraber arttırılıyor.

Şekil 4: Myanmar Mültecilerinin Tayland Sığınaklarına yeniden yerleştirilmesi (2019, UNHCR9

Uluslararası baskının artması nedeniyle Tayland Krallığı 2024’e kadar yurtsuzluk meselesini bitireceğine söz verdi. Bu konuda bir adım atarak 2010’da Nüfus İdaresi Hareketi’ni başlatarak doğan mülteci bebeklerine doğum belgesi vermeye başladılar. Ancak bu belge verilen bir vatandaşlık belgesi değil, sadece bebekleri ‘yurtsuz’ statüsünden koruyan bir belgeydi. 2017’de UNHCR’a göre doğum belgesini almış, kaydedilen 4.300 bebek vardı. Bu tür bir hareket geçici olarak da olsa, onların aşı kontrolü ve koruyucu sağlık hizmeti almıyor olmaktan kaynaklanan diğer sağlık problemlerinin takibini yaptırmalarına olanak sağlayacaktır.

Fotoğraf 3: Tayland Mae La mülteci kampında doğum kaydı için bekleyen Myanmar mülteci bebekleri.

10 Haziran 2017’de Tayland hükümeti tarafından taslak bir kanun oluşturuldu. Kanunun amacı yasadışı mülteciler ve göçmenler için sağlık hizmeti sağlamak adına bir ‘Kaydedilmemiş Mülteciler ve Göçmenler İdaresi’ ve tedavi politikaları oluşturmaktı. 18 Haziran 2018’de CRSP, APRRN ve FR mültecilere yönelik ortak ve olumlu bir adım attı. Ancak Tayland yönetimi oluşturdukları yasanın uygulanması konusunda herhangi bir girişim de bulunmadı. Taslak kanın 13 organizasyon tarafından üstlenildi. Yasa, Tayland’ın mülteciler için yasal bir temel oluşturması için önemliydi.

Fotoğraf 4: Mae La Mülteci Kampı (TCIJ)

Tham Hin haricindeki diğer kampların nüfusu son 7 yıldır önemli ölçüde düşmüş bulunmakta. Kamplarda yaşayan mülteci sayısı UNHCR tarafından desteklenen geri dönüş çalışmaları sayesinde düşmeye devam ediyor.

Bu makalede, Myanmar’daki zulümden, oradaki insanların komşu ülkelere yaptıkları göçlerden ve ek olarak Tayland hükümetinin göçmenlere uyguladığı politikalardan bahsettik.

**Aklınıza takılan yerleri mail adresimize mail olarak atabilirsiniz.

info@epicmigrations.com

Kaynaklar:

  1. UNHCR; Reports of Thailand Refugee Camps; October 2011 and 2018
  2. TDV; ‘‘Arakan Raporu’’; Aralık 2017.
  3. UNHCR; ‘‘States Parties to the 1951 Convention relating to the Status of Refugees and the 1967 Protocol’’; 2015.
  4. National Statistical Office Thailand; ‘‘Expectation Of Life At Birth From The Survey Of Population Change’’; 2018.
  5. Asia Pacific Refugee Rights Network (APPRN); ‘‘Thaıland: Ensure Refugee Rights And Protections Through Refugee Regulation’’; 2018.
  6. Hill K, Vapattanawong P, Prasartkul P, Porapakkham Y, Lim SS, Lopez AD; ‘‘Epidemiologic Transition Interrupted: A Reassessment Of Mortality Trends In Thailand 1980–2000’’; International Journal of Epidemiology, Volume 36, Issue 2, Pages 374–384; 2007.
  7. Tzu Chi Foundation; ‘‘Monthly Free Medical Care for Refugees in Bangkok, Thailand’’; 2015.
  8. The Stateless Rohingya: Victims of Burma’s Identity Politics and Priority for R2P – Scientific Figure on ResearchGate. Available from: https://www.researchgate.net/figure/Major-ethnic-groups-in-Burma-Aljazeera-2017_fig1_330502290 [accessed 26 May, 2019]
  9. https://www.unhcr.or.th
  10. https://cartomission.com/2017/09/21/myanmar-cities-and-religions/
  11. http://www.oxfordburmaalliance.org/ethnic-groups.html
Önceki İçerikEmine
Sonraki İçerikZehra
Dr. Cagri Emin Sahin
Dr. Cagri Emin Sahin
Çağrı Emin Şahin, 2015 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuştur. Şu anda İstanbul Halk Sağlığı Direktörlüğü ve Sultangazi bölgesi Halk Sağlığı Merkezi'nde çeşitli pozisyonlarda görev almaktadır. Genç Yeryüzü Doktorları direktörlüğünde gönüllü olarak görev almaktadır. Aynı zamanda, halk sağlığında doktorasına devam etmektedir. Gönüllü olarak, Sağlık ve sosyal Bilimlerin Konak Dergisi'nde gönüllü editörlük yapmaktadır.

Canan 2

Çok acı çektim ve doktora gittim. Doktorum bana dedi ki: “Küçük bir rahatsızlığınız var ama devam edebilirsiniz. Bu büyük bir sorun değil. Her şey...

Rukiye

Doğu Türkistan'lıyım. Dünyanın en sessiz ama en şiddetli zulümlerinden birinin yaşandığı topraklarda doğdum. 22 yaşındayım. Türkiye'ye, İstanbul'a bir yıl önce annem ve babamla birlikte...

Emine

İsmim Emine. Otuz iki yaşındayım. Suriye'de doğdum, orda evlendim ve otuz yaşıma kadar da orda yaşadım. Ülkemin güzel günlerine de kötü günlerine de şahitlik...

Cemile

Ben Cemile. 33 yaşımdayım. Suriye'de doğdum. 30 yaşımda evlendim. Savaş başladıktan sonra hayatlarımız tamamen değişti. Suriye'nin bir köyünde doğdum. 3 erkek kardeşim vardı. Biri yurt...

Suriye İç Savaşının Kısa Tarihçesi

Mart 2011’den beri Suriye’de binlerce insanın ölümüne ve yaklaşık 5.5 milyon insanın da çoğunlukla Türkiye, Lübnan ve Ürdün’e göç etmesine neden olan bir iç...

Mülteci mi? Sığınmacı mı? Geçici Koruma Altında mı?

Ülkemizde günümüz itibari ile 5.1 milyon göçmen bulunmasına rağmen göçmen, mülteci, sığınmacı gibi kavramlar tam olarak bilinmiyor ve bu kavramlar arasındaki farkların bilinmemesinden dolayı...