Temel İnsan Hakları Bağlamında Göçmen Sağlığı

Dönüp tarihe baktığımızda, insanların her çağda adalet aradığını görürüz. İnsanlar yasal metinler ve ahlak ilkeleri çerçevesinde her zaman adaleti uygulamaya ve devam ettirmeye çalışmışlardır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948), Avrupa Konseyi (1965), Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi buna örnek olarak verilebilir. Ulaşılabilir en iyi sağlık standardına sahip olmak ırk, din, siyasi görüş, ekonomik ya da sosyal durum ayırımı olmadan her insanın temel haklarından biridir. Kavram olarak ‘Sağlık Hizmeti Hakkı’ insan hakları çerçevesinde adalet arayışına dahildir.

Milenyumun başında, göçler hiç olmadığı kadar bariz bir hal aldı. Ülkelerdeki siyasi, ekolojik ve ekonomik nedenlere bağlı olarak artan ekonomik büyümedeki siyasi dengesizlik ve hareketsizlik ile insanların ülkelerinden çıkarılıp, yer değiştirmeye zorlanmaya devam etmesi muhtemel. Bu, 21.yüzyılda büyük bir kamu sağlık problemi ortaya çıkaracaktır. Ulusal ve yerel yasalarla korunan temel haklar özellikle bazı gruplar için önemlidir. Sığınmacılar, mülteciler, vatansız insanlar gibi yerinden zorla edilmiş kişiler bu grupların başında gelir. Mültecilerin Statüsüne İlişkin Birleşmiş Milletler Toplantısı (1951) mültecileri şu şekilde tanımlar; ‘Mülteci, milleti olduğu ülkenin dışında olan ve ırk, din, millet, belli bir sosyal grubun üyeliği ya da siyasi görüş gibi sebeplerden ötürü zulme uğrama korkusu bulunan kişidir ki bu kişi ya yapamadığından ya da korktuğundan dolayı bulunduğu ülkenin korunmasından yararlanmak istemez. Mülteci, milleti olmayan ve bazı olaylar sonucunda geçmişte alıştığı evinin bulunduğu ülkenin dışında olan ve korktuğu için ya da yapamadığı için geri dönmeye isteksiz olan kişidir.’ Bu tanımla birlikte mülteci kavramı doğdu ve bu konuda insan haklarının korunumu ileri sürüldü. UNHCR (Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü)’nün 2017’deki verilerine göre dünyada yaklaşık olarak 68.5 milyon insan yerinden edildi. Bunun 40 milyonu ülkesinden edilirken 3.1 milyonu sığınmacı konumuna düştü ve 25.4 milyonu da mülteci statüsü kazandı. Aşağıda bulunan grafikte bu konuya dair daha fazla bilgi görebilirsiniz.

Grafik 1: Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü, 2017’de zorla ülkesinden edilmiş insanlar

148 ülke tarafından imzalanmış olan 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne ek olarak 1967 Protokolünde mülteci statüsü belirli bir anlam kazanmıştır ve temel insan haklarının uluslararası sahada korunması için gayret gösterilmiştir. Kongo, Madagaskar, Monaco ve Türkiye’de mülteciler için coğrafi bir sınırlama getirilmiştir. Ancak Tayland, Bangladeş, Pakistan ve Nepal gibi bu sözleşmeyi imzalamayan ülkeler, mültecilerin haklarının korunması konusunda işlerin zorlaşmasına sebep olmuşlardır. Mültecilik çoğunlukla az gelişmiş milletlerle ortaya çıkmaktadır. Baktığımızda savaş mağlubu Suriye’nin en fazla mülteci çıkaran ülke olmaya devam ettiğini görüyoruz. 2017’nin sonlarında Suriye’den 6.3 milyon kişi mülteci konumuna düşmüştü. Bu mültecilerin çoğunluğu (3.4 milyonu) dünya genelinde 129 ülkeye sığınmalarına izin verilmesine rağmen, Türkiye’de barınmaktadır. Lübnan, Ürdün, Almanya ve Irak’ta da fazla sayıda mülteci bulunmaktadır. Afganistan, global olarak ikinci en büyük mülteci popülasyonuna sahip olan ülkedir. 2017’nin sonlarına doğru toplam 2.6 milyon insan Afganistan’dan kaçmıştır. 2017’de mülteci sayısı en çok artan ülke olan Güney Sudan da 2.4 milyon ile bu bağlamda en büyük üçüncü ülke sayılabilir. Dünyanın mülteci nüfusu çoğunlukla en az gelişmiş ülkelerinden gelmekte ve en yaygın on ülkeden dokuzu bu kategoriye girmektedir. Baktığımızda çoğu mülteci, gelişmekte olan ülkeler tarafından ağırlanıyor, dünyadaki mültecilerin yüzde 85’i gelişmekte olan bölgelerdeki ülkelerde bulunuyor. Mültecilerin üçte biri ise dünyanın en az gelişmiş ülkelerinde bulunuyor.

Grafik 2: Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü 2016 ve 2017’nin sonunda en fazla mülteciliğe sebep olan ve en fazla mülteciyi ağırlayan ülkeler

Güney Sudan ve Myanmar’da kriz yeni mülteci sayısının artmasına neden oldu. Sahra çölünün altında kalan Afrika, Avrupa’yı geride bırakarak, genel mülteci nüfusunun yüzde otuz beşine ev sahipliği yapmaya başladı. Güney Sudan’dan sonra Suriye’deki anlaşmazlık yeni mülteci kayıtlarına sebep oldu, özellikle Türkiye’de. Üçüncü en büyük mülteci grubu Ağustos 2017’nin sonunda Arakan’da ortaya çıkan isyan yüzünden Myanmar’da ortaya çıktı. Çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu 655.500 Rohingyalı Bangladeş sınırını geçmeye zorlandı. Orada kısa süreliğine korumaya alındılar.

Grafik 3: Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü, 2017’de sığınacak yer bulan yeni mülteciler

Mültecilik ile barınma, beslenme, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel insan haklarına erişim kısıtlanmıştır. Yaşanılan problemlerin çoğu beslenme, sağlık ve sosyal hizmetlere erişimde zorluk, şiddet gibi problemlerdir. Mülteciler birçok sebepten savunmasızlardır. Kaynaklara ve uluslararası raporlara göre mültecilerin ve sığınmacıların sağlıkla ilgili başlıca problemleri şunlardır:

  • Beslenmede eksiklikler
  • Çocuklarda gelişimin ve büyümenin gerilemesi
  • Kansızlık
  • İshal, kızamık, sıtma, solunum yolu enfeksiyonları, bulaşıcı hastalıklar vb.
  • Fiziksel şiddet ve buna bağlı yaralanmalar
  • Cinsel taciz
  • HIV\AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • İstenmeyen veya riskli hamilelikler
  • Düşükler, doğumda zorluklar
  • Kronik hastalıklar ve beraberinde gelen zorluklar
  • Depresyon, anksiyete, uyku problemi, post-tramvatik stres bozukluğu gibi psikolojik problemler
  • Diş sağlığı problemleri

Mültecilerin sağlık problemleri uluslararası yasalarla korunmaları için araştırılsa da mültecilere verilen sağlık hizmetleri ülkeden ülkeye değişmektedir. Bu, ülkelerinden zorla çıkarılmış insanların gittikleri yerlerde sağlık hizmetlerine eşit olarak ulaşamamalarına sebep olmuştur. Ayrıca 1951 Cenevre Sözleşmesi’ni imzalamayan ülkelerde mültecilerin temel bir yasallıkları bile yoktur. Bunun için hükümetler, insan hakları savunucuları, uluslararası organizasyonlar ve sivil toplum kuruluşları bunu bir standarda oturtmaya çalışıyor. Dünya Sağlık Örgütü bu endişeleri dikkate alarak 2001-2003 yılları arasında sağlık açısından mültecilerin yaşadıkları zorlukları ve problemleri insan hakları çerçevesinde araştırmaları için bu konuda endişelenen, aşağıda isimlerini verdiğimiz, uluslararası organizasyonların temsilcilerini bir araya getirdi. Bu organizasyonlar mülteci nüfusun yaşadığı sağlık problemlerinin kamu sağlığını ve insan haklarını ilgilendiren önemli ve ciddi bir konu olduğunu kabul eden organizasyonlardı.

  • Etik Küreselleşme Girişimi (EGI)
  • 18 Aralık
  • Mario Negri Enstitüsü (IMN)
  • Uluslararası Katolik Göçmenler Komisyonu (ICMC)
  • Uluslararası Mülteci ve Sağlık Merkezi (ICMH)
  • Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)
  • Uluslararası Mülteci Organizasyonu (IOM)
  • İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi (OHCHR)
  • Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü (UNHCR)

Sonraki makalelerimizde Tayland, Türkiye ve Amerika’da göçmenlere uygulanan sağlık hizmetleri poliçelerinden bahsedeceğiz. İlginizi çeken konularda yorum yaparak bize destek olabilirsiniz. İyi okumalar!

Kaynaklar

1. UNHCR. “GLOBAL TRENDS: Forced Displacement in 2017”.
2. UNHCR. “States Parties to the
1951 Convention Relating to the Status of Refugees and the 1967 Protocol”.
3. WHO. Health & Human Rights Publication Series, Issue No.4, December 2003.
4. Karadağ Ö. and Altıntaş K. H. “Refugees and health”, TAF Preventive Medicine
Bulletin, page 55-62, 2010.

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki İçerikAhmed
Sonraki İçerikCanan
Aysenur Karaca
Aysenur Karaca
Ayşenur Karaca 1994 yılında doğmuştur. ÜMRG Anadolu Lisesi'nden mezun olan Karacaü Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde Tıp eğitimine intörn doktor devam etmektedir. Yeryüzü Doktorları'nda gönüllü doktor olarak çalışmaktadır. Hayat Sağlık ve Sosyal Hizmet Vakfı'nda yine gönüllü olarak göç araştırmaları üzerine çalışmaktadır. Özellikle Anadolu'ya yapılan göçler ve mülteci kamplardaki sağlık sorunları ile ilgilenmektedir. Sağlık ve Sosyal Hizmetlerin Konak Dergisi'nde yayınlar yapmaktadır.

Kuzey Suriye’de Bir Mülteci Çadırına Misafir Olmak: Mukaveme Kampı İntibaları

“Şam’da Uyur bir yabancı bir gölgede durarak ebediyet yatağındaki bir minare misali ne bir başka diyarı ne de bir kimseyi özlemeksizin” Mahmud Derviş   Evet. Yine Suriye hakkında yazıyorum. O puslu,...

Umut…

Bazı bayram mesajları alınca fark ettim, kelimelere yüklediğimiz anlamları çokça düşünüyorum şu günlerde. Şöyle bir cümle okumuştum bir romanda, ‘Kelimelere herkes kendine göre bir...

Canan 2

Çok acı çektim ve doktora gittim. Doktorum bana dedi ki: “Küçük bir rahatsızlığınız var ama devam edebilirsiniz. Bu büyük bir sorun değil. Her şey...

Temel İnsan Hakları Bağlamında Göçmen Sağlığı

Dönüp tarihe baktığımızda, insanların her çağda adalet aradığını görürüz. İnsanlar yasal metinler ve ahlak ilkeleri çerçevesinde her zaman adaleti uygulamaya ve devam ettirmeye çalışmışlardır....

Emine

İsmim Emine. Otuz iki yaşındayım. Suriye'de doğdum, orda evlendim ve otuz yaşıma kadar da orda yaşadım. Ülkemin güzel günlerine de kötü günlerine de şahitlik...

Covid 19 ve Mültecilik ve Dünya

Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid 19, halk arasında Corona, 7’den 70’e herkesi etkiledi. Hakkında aylardır onlarca şey yazılıp çiziliyor. Ne yememiz, nasıl giyinmemiz, bu...