Umut…

Bazı bayram mesajları alınca fark ettim, kelimelere yüklediğimiz anlamları çokça düşünüyorum şu günlerde. Şöyle bir cümle okumuştum bir romanda, ‘Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?’. Mesela “bayram” kelimesi hep sevinç anlamına gelmişti benim için, ta ki bayramdan nefret eden mültecilerle tanışana kadar. Bayram sabahı giyebileceği bir çift kırmızı rugan ayakkabı alamadıkça, ya da sevdiklerinden ayrı kalmadıkça, insan bayramdan nefret edilebileceğini hiç düşünemiyor sanırım. Mesela “kış” kelimesi çokça sevdiğim bir mevsim anlamına geliyordu benim için, bu kelimenin mülteci kamplarında yaşayanlar ve evsizler için ne anlama geldiğini bilene kadar. Sonrasında bir daha sevemediğimi anladım bu kelimeyi. “mavi” ve “deniz” kelimelerinin umudu, özgürlüğü ifade ettiğini çokça duymuştum, ama daha iyi bir hayat için botlarla Avrupa’ya geçerken hayatta kalmaya çalışan bir mültecinin bu kelimelere baktığı açıdan hiç bakmamıştım mesela. Kısacası şunu anlıyorum zamanla, her birimiz farklı anlamlarla anlıyoruz kelimeleri, çünkü her birimiz farklı bir hikaye taşıyoruz yüreğimizde; farklı sevinçler, farklı kaygılar, farklı yaşanmışlıklar. Bu sebeple daha da hassaslaşıyorum sanırım bir insana dokunurken. Bunu da “anne” ve “aile” kelimelerinde fark etmiştim ilk defa, bu kelimeleri kullanırken birini incetmemek için çabaladığımda. Bir başka kelimeyi Elazığ depremzedelerinden birinden öğrenmiştim. Depremin korkusundan ziyade “yalnızlık” kelimesinden korkuyordu. İnsanların orada olup, sadece yanlarında bulunmalarının bile onun içindeki “korku”ları hafiflettiğini söylemişti. İnsan çoğu yerde insanın merhemi olabiliyor sanırım. Ve hayat aslında bize yaşatılandan daha ziyade bizim yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkilerden ibaret. Bunu bir savaş esnasında şehirleri bombalanırken bile aileleriyle şakalaşıp gülebilen insanların hikayelerini dinlediğimde öğrendim. Kelimelerimiz, tepkilerimiz, etrafımızdaki insanların hikayeleri aslında hepsi anlaşılmayı ve okunmayı bekleyen birer mesaj. Birbirimizin kelimelerini anlayabildiğimizde çok daha farklı bir dünya görebileceğimize inanıyorum. Bu umutla…

Kuzey Suriye’de Bir Mülteci Çadırına Misafir Olmak: Mukaveme Kampı İntibaları

“Şam’da Uyur bir yabancı bir gölgede durarak ebediyet yatağındaki bir minare misali ne bir başka diyarı ne de bir kimseyi özlemeksizin” Mahmud Derviş   Evet. Yine Suriye hakkında yazıyorum. O puslu,...

Zehra II

Ben sokakta fenalaşınca bir kadın beni alıp hastaneye getirmiş bir saat uyuduktan sonra da kendime gelmişim. Uyanır uyanmaz hala yanımda olan kadınla hastanenin tercümanı...

Myanmar Katliamı Sonrası Göçmen Sağlığı Politikası

Myanmar, bir diğer adıyla Burma, Güney Asya’da Bangladeş ve Tayland arasında kalan ülkenin ismidir. Etnik çeşitliliği oldukça fazla olan Myanmar, bünyesinde yaklaşık 135 farklı...

Pazarkule-Kastaniés Sınır Kapısında Suriyeli Bir Kadın

2011 yılından itibaren Suriye’de başlayan çok yönlü savaş, Suriye’den dünyaya bir mülteci akını başlamıştır. Yoğun olarak Türkiye’de yaşayan Suriyeli mülteciler, Türkiye’nin imzaladığı 2016 yılındaki...

Covid 19 ve Mültecilik ve Dünya

Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid 19, halk arasında Corona, 7’den 70’e herkesi etkiledi. Hakkında aylardır onlarca şey yazılıp çiziliyor. Ne yememiz, nasıl giyinmemiz, bu...

Türkiye’deki Göçmen Politikası ve Göçmen Sağlığı Uygulamaları

Türkiye'deki göçmenlere ve mültecilerin hukuki statüsüne karşı uygulanan göç politikaları, Birleşmiş Milletler tarafından imzalanan Mültecilerin Hukuki Statüsüne ilişkin Cenevre Sözleşmesi (1951) esas alınarak düzenlenmektedir....