Zehra II

Ben sokakta fenalaşınca bir kadın beni alıp hastaneye getirmiş bir saat uyuduktan sonra da kendime gelmişim. Uyanır uyanmaz hala yanımda olan kadınla hastanenin tercümanı sayesinde konuştuk. Bana karşı merhametli ve sevgi doluydu. Ben yatakta uyurken terleyen alnımı elleriyle siliyor açılan başörtümü düzeltiyordu. Ona çok güvenmiştim. Başımdan geçen her şeyi bir çırpıda anlatıverdim. O da dinledi ve en sonunda bana yardım edebileceğini söyledi. Birlikte hastaneden çıktık. Beni evime bıraktı ve yarın benimle birini tanıştıracağinı söyleyip oradan ayrıldı. Diğer gün dediği saatte gelerek beni ve çocuklarımı alıp bir yardım derneğine götürdü. Dernekteki kişilere yaşadıklarımı ve maddi durumumuzun kötülüğünden bahsettim. O gün her ay bana elden verilmek üzere azımsanmayacak bir yardım bağlandı. Uzun zaman sonra ilk defa güzel bir şeyler yaşıyordum ve çok mutluydum.

O gün dernekten sonra eve geldik. Akşam olmasını sabırsızlıkla bekliyordum. Dernek bize yardım etse bile dört çocukla tek başına yaşamak zordu. Bir erkeğin himayesi benim için gerekliydi. Akşam bir konu konuşmamız gerektiğini söyleyip kumamın ve eşinin yanına girdim. Bir dernekten bağış alacağımı ve bu bağışın bu evde yaşamam koşuluyla verildiğini, eğer burda yaşamama izin verirlerse aldığım yardımın yarısını onlara kira olarak vereceğimi söyledim. Planım işe yaramıştı, para vereceğimi duyunca beni ve çocuklarımı kabul ettiler. Bu olaya en az benim kadar sevinen diğer kişi de kumamdı. Böylelikle birlikte yaşamaya devam ettik. Daha sakin ve daha huzurluyduk.

Bir hafta geçmeden bana yardım eden kadın yanıma geldi ve bir işte çalışıp çalışamayacağımı sordu. Hemen durumu kumama anlattım eğer çocuklara bakarsa çalışabileceğimi ve eve para getirebileceğimi söyledim. O da kabul etti, çocuklarımı kendi çocukları gibi seviyor, kol kanat veriyordu ilk günden beri. Şimdi bir kapı daha açılmıştı. Bir lokantaya bulaşıkçı olarak girdim. Elimden geleni yapıyordum sabah en erken ben gidiyor en geç ben çıkıyordum. Bu işi kaybetmemem gerekiyordu. Fakat benim için biçilen imtihanlar henüz son bulmamıştı. Çalışmaya başladıktan bir buçuk ay sonra iş kazası geçirdim. Yere konulan bir kızgın yağ tenceresi hemen yanı başımda devrilince ben de kayıp yağın içine düşmüştüm. Apar topar hastaneye götürüldüm vücudumda ciddi oranda birinci derece ve ikinci derece yanıklar oluşmuştu. İşin kötüsü bana bu halde bakabilecek kimse yoktu. Her şeyden ümidi kesmiştim. Çocuklarıma kumam bakabilirdi fakat ben nasıl iyileşecektim. Hastaneye yattığım günlerde ciddi sıkıntılar yaşadım. Hemşireler ile anlaşamıyor, acılara dayanamıyordum. Ağrı kesici istiyor Türkçe bilmediğimden kendimi ifade edemiyordum. Tuvalete gitmek, yemek yemek bir işkence olmuştu benim için. En çok içimi acıtan şey ise çocuklarımı göremiyor olmaktı.

Kazanın ikinci günü bana yardım eden kadın hastaneye geldi, ona, bana bakacak bir refakatçimin olmadığını söyledim. Yine yardımcı olacağını söyleyip yanımdan ayrıldı. O kadın için hala dua ediyorum.

Ertesi gün hastaneye iki üniversite öğrencisi geldi. Sabah biri, akşam biri yanımda kaldı. Diğer günlerde de başka kızlar, diğer günlerde bir başka… Sürekli yanımda birileri oluyordu. Anladığım kadarıyla ders saatlerine göre sırasıyla benimle ilgileniyorlardı. Bana çok iyi davranıyor, ihtiyaçlarımı karşılıyorlardı. Bu zaman diliminde ondan fazla kızla tanıştım, sonrasında da evime gelip gittiler. Böylelikle hastane günlerini de bir şekilde atlattım. Eve geldim, sürekli olarak yaralarımın temizlenmesi gerektiği için kumamdan yardım alıyor onun işlerini zorlaştiriyordum. Bu zor zamanlarda aldığım yardımın hepsini kumamın eşine verdim. Tek istediğim bu çatının altında kalmaktı. Her ne kadar bana zor günler yaşatsalar da bu halimle bana ve çocuklarıma sahip çıktılar. Üç ay kadar da bu yaralarla yaşadım. Şimdi vücudumda ciddi oranda izler var fakat çocuklarımın başında sapasağlam oturmam benim için yeterli.

Halen yardım alıyorum, hayırseverler bizi hiç yalnız bırakmadı. Elimden tutan kadını, hastanede başımda bekleyen öğrencileri ve evimize erzak getiren insanları unutmayacağım. Bundan sonra beni neler bekliyor bilmiyorum ama tüm gücümle ölene dek çocuklarıma sahip çıkmaya çalışacağım. Ve benim gibi acılar çekmiş yüzlerce kadından biri olarak öleceğim.

Son olarak ülkenize ve insanına minnettarım. Her şey için teşekkür ederim.

Meliha Kekec
Meliha Kekec
Meliha Kekec, Kahramanmaraş'ta doğdu. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2020 yılında mezun oldu. Üniversite hayatı boyunca birçok sosyal sorumluluk projesinde gönüllü olarak çalıştı. Sosyal Farkındalık Topluluğunu kurdu ve yönetim kurulu başkanlığını yaptı. Ayrıca Selçuk Üniversitesi Yardımlaşma Birliği Platformu'nda kurucu başkan olarak çalıştı. 4 yıl gibi bir süre yerel halkı ve mültecileri bir araya getirerek entegrasyon çalışmalarına destek oldu.

TARLABAŞI DAYANIŞMA GRUBUNDAN YASİN BODUR İLE “MÜLTECİLİK” ÜZERİNE

Sümeyye Açıkgöz: Hoş geldiniz. Öncelikle davetimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Biz sizi yakinen tanıyoruz, çalışmalarınızı da inceliyoruz ama bilmeyen arkadaşlarımız olabilir, ilk...

Savaşın İçinde “Sınırsız Şenlik”

Bildiğiniz gibi Suriye'de 8 yıldan fazla bir süredir savaş var ve milyonlarca insan Suriye'den dünyaya yayıldı. Bunların çoğu, yaklaşık 4 milyon, Türkiye'de. Türkiye “açık...

Cemile

Ben Cemile. 33 yaşımdayım. Suriye'de doğdum. 30 yaşımda evlendim. Savaş başladıktan sonra hayatlarımız tamamen değişti. Suriye'nin bir köyünde doğdum. 3 erkek kardeşim vardı. Biri yurt...

Ahmed

  Benim adım Ahmed. Irak’ta doğdum. Irak Devrimi'ne kadar güzel bir hayatım vardı. Devrimin olduğu zamanlar sadece 16 yaşındaydım. Bir dakika içinde hayatım değişti. Bir...

Canan

  Benim adım Canan. Sivas'ta doğdum ve İstanbul'da büyüdüm. Bir kız kardeşim ve bir de abim var. 18 yıldır Şikago'da yaşıyorum. Biz çocukken babam geçimini...

GÖÇ VE KADIN SAĞLIĞINA GİRİŞ

Göç nedenleri, toplumların sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasi yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Bununla birlikte insanlık tarihi boyunca yapılan göçlerde; depremler, kuraklık, doğal afetler, terör, işsizlik, din...